◄◄◄ الرئيسية - الصحافة

حوار مع الاستاذ جابر الحرمي في جريدة تايم تورك التركية

TIMETURK

تاريخ النشر: 21 سبتمبر 2014

'AK Parti'den önce Türkiye kimliksizdi'

Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak ilk yurt dışı ziyaretini (KKTC ve Azerbaycan sonrası) geçtiğimiz hafta Katar’a yaptı. Sembolik anlamı büyük olan ‘’ilk’’lerle dolu bu ziyaret, Türkiye-Katar ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor. Ziyaretin Katar’daki yansımalarını, Türkiye’nin Arap dünyasındaki yerini ve Katar’ın İhvan politikasını, hemen her yazısı gündem belirleyen Katarlı köşe yazarı ve El Şark Yayın Grubu Başkanı Cabir el Harmi ile konuştuk...

Erdoğan'ın Katar ziyareti öncesi El Şark gazetesinde yazdığınız makalenin başlığı ''Merhaba Sultan Erdoğan'' idi. Türkiye'de özellikle muhalif kesimin oldukça korktuğu bir sözcük bu. Niçin ‘Sultan’?

Öncelikle Sultan kelimesi Arap kültüründe pozitif çağrışımları olan bir kelime. İlla bir lideri tanımlamak için kullanılması şart değil. İrfan, hürmet gibi çağrışımları var. İkincisi, modern Türk tarihini köklerinden, kültüründen ayrı tutamazsınız. Hele ki bu tarih, yani Osmanlı dönemi, bizim dahi gurur duyduğumuz pek çok başarıyla dolu bir tarih ise! Türkiye ve öncesinde 600 yıldan fazla hüküm sürmüş Osmanlı devleti, Arap dünyası da dahil tüm dünyaya sayısız katkılar sağladı. Bugün Türkiye, geçmişiyle yeniden barışıyor ve Arap dünyası ile koparılan bağlarını yeniden kuruyor. Bu ruh bizi çok mutlu ediyor.

Türkiye'de bazı kesimler, Erdoğan'ın diktatörlüğe, ya da ''Sultan''lığa doğru gittiğini düşünüyor. Sizce AK Parti dönemi Türkiyesi daha demokratik bir ülke mi?

Kesinlikle evet. Türkiye, AK Parti döneminde her alanda büyük ivme kazanarak ciddi bir dönüşüm geçirdi. Türk insanının bu partiyi iktidarda tutmasındaki temel motivasyon da tüm bu kazanımlar bence. Tüm bu kazanımlar, demokrasiden ödün verilerek elde edilemezdi. İslam dünyasında böyle örneklere ihtiyacımız var, Türkiye bugün bizim aradığımız rol model. 12 sene gibi, bir ülke tarihi açısından kısa sayılabilecek bir zamanda katedilen yol inanılmaz...

Makalenizde ‘Erdoğan'dan önce Türkiye'yi kimse bilmiyordu’ yazmışsınız. Bunu birçok Arap arkadaşımdan da duyuyorum. Sahiden de Türkiye ile tanışmanız ‘tek bir adam’ sayesinde mi oldu?

AK Parti'den önce Türkiye kimliksizdi. Ne tam manasıyla Avrupalı olabilmişti, ne de Arap dünyasıyla gerçek bir bağı vardı. Bu, Türkiye tamamen silikti demek değil. 'Tek bir adam' sayesinde Türkiye haritada yerini aldı demiyorum, ama Erdoğan, Türkiye'yi, sadece Arap dünyasında değil tüm dünyada hak ettiği etkin role geri döndürdü. Türkiye şimdi siyasetten ekonomiye her alanda var. Uluslararası arenada karar yapımında etkili bir aktör haline geldi. Tüm bunlar Erdoğan'ın güçlü liderliği sayesinde oldu. Neticede bu adam gökten inmedi, Osmanlı-Türk kültürünün, felsefesinin, medeniyetinin bir ürünü. Bu açıdan gelinen nokta sadece Erdoğan’ın değil, tüm Türkiye'nin başarısı…

Davos'taki ‘One Minute' çıkışının Türk-Arap ilişkilerinde bir dönüm noktası olduğu da yazıyor makalede. Bunu biraz açar mısınız?

Erdoğan'ın Davos'ta, İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e yaptığı çıkış bir gurur kaynağıydı. Ne Ban Ki Mun ne Amr Musa çıtını çıkarmamışken, Erdoğan’ın Gazze'deki masumlar için sarfettiği sözler aslında onların yerine kazanılmış bir zaferdi. Yalnızca Peres'i değil, onu alkışlayanları da hedef aldı, ''kadın ve çocukların katledilişini alkışlamak benim nazarımda insanlık suçudur'' diyerek. Erdoğan'ın bu tepkisi Arap toplumunda müthiş bir etki yaptı, Türk-Arap ilişkilerinde belirleyici bir an oldu. O günden itibaren Erdoğan'ın popülaritesi Arap dünyasında giderek artıyor. Bugün hiç şüphem yok ki birçok Arap ülkesinde Erdoğan seçime girse ezici çoğunlukla kazanır.

KATAR VE TÜRKİYE AYNI PENCEREDEN BAKIYOR

Erdoğan'ın ilk defa Cumhurbaşkanı olarak geçen hafta Katar'a yaptığı ziyareti nasıl okuyorsunuz?

Son ziyaret, zaten iyi olan ilişkileri, her alanda daha da güçlendirdi. Aynı zamanda iki ülke arasındaki derin bağa dair tüm dünyaya bir mesaj oldu. Katar’ın, Erdoğan Cumhurbaşkanı olduktan sonraki ilk durak olması bu anlamda önemliydi. İki ülke arasındaki bağların yanı sıra, Erdoğan'ın Emir Şeyh Temim ve Baba Emir Şeyh Hamad ile şahsi bağlarının da ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne serdi. Emir'in, kendi arabasıyla Erdoğan'ı havalimanına götürmesi şahsi ilişkilerin boyutunu göstermesi bakımından önemli bir ipucuydu. Bunun anlamı şuydu, iki lider arasındaki ilişki, her türlü protokolün ötesinde.

Sembolik anlamı dışında pratikte ne gibi bir anlamı oldu ziyaretin?

Ziyaretin Katar ve Türkiye arasındaki ilişkiyi yeni bir seviyeye taşıdığını düşünüyorum. Bilhassa Erdoğan ve Şeyh Temim'in başkanlığında Stratejik İşbirliği Konseyi'nin kurulması bu anlamda önemli. Katar'da büyük bir memnuniyetle karşılandı bu girişim.

Türkiye-Katar ilişkilerini bu kadar özel kılan ne?

Her şeyden önce, aynı hedefler ve ortak değerlere sahip olunması. Ahlaki prensiplere ve insan haysiyetine verilen önem. 2010 yılında yaptığım röportajda Erdoğan, ''Katar ile, görüşlerimiz ve pozisyonlarımız hemen her meselede ortak. Dünyaya aynı pencereden bakıyoruz'' demişti. Hakikaten de son yıllarda iki ülke Suriye'den Filistin'e her konuda hem fikir olarak ortak hareket etti.

''KATAR'IN İHVAN POLİTİKASINDA DEĞİŞİM YOK''

İhvan üyelerinin Katar'dan ayrılışı büyük yankı uyandırdı. Bir kesim 'kendi istekleri ile ayrıldılar' derken, kimileri 'kovulduklarını' söyledi. Bir Katarlı olarak sizin için hassas bir konu olduğununun farkındayım, ancak bunun Katar'ın İhvan politikasında bir değişiklik anlamı taşıdığını düşünüyor musunuz?

İhvan üyelerinin Katar'dan kovulduğu kesinlikle doğru değil! Ayrılan yedi kişi kendileri de söylediği gibi, gönüllü olarak Katar'dan gitti. Bu kararı, Katar'ı zor durumda bırakmamak ya da mahcup etmemek için aldılar. Hiçbirine 'gidin' denmedi, kaldı ki Katar'da, ailelerini de hesaba katarsak ayrılanlardan çok daha fazla sayıda İhvan mensubu var! Giden yedi kişi, eğer denildiği gibi kovulsaydı aileleri burada yaşamaya devam edebilir miydi? Katar'ın İhvan politikasında bir değişiklik olmadığı konusunda sizi temin ederim. Sadece İhvan değil, genel olarak dış politikada herhangi bir değişiklik yok.

Erdoğan, Katar'dan ayrılan İhvan üyelerini biz ağırlarız dedi ve birkaçı şimdiden Türkiye'ye geldi. Bu durum iki ülke arasındaki ilişkileri etkiler mi?

Katar'dan ayrılan İhvan mensuplarının Türkiye'ye yerleşmesinin iki ülke arasındaki ilişkilere bir etkisi olmaz. Ha Katar'da kalmışlar, ha Türkiye'ye taşınmışlar, aynı…

Dış basında sıkça dillendirilen ''Türkiye IŞİD'i destekliyor iddiaları'' burada nasıl karşılık buluyor?

Türkiye'nin IŞİD'i desteklediği iddiası tamamen asılsız. Son olarak New York Times'da çıkan haber koca bir yalandan ibaret! Katar'ın olduğu gibi, Türkiye'nin de imajını zedelemek için yoğun çaba sarfediliyor. IŞİD'e destek noktasında Katar ve Türkiye aynı saldırılara maruz kalıyor. Neden? Çünkü iki ülke de haksızlığın karşısında, zayıfın yanında duruyor.

Birbirinden güç alan ‘iki yalnız ülke’ mi, Katar ve Türkiye?

Katar ve Türkiye birbirini tamamlayan iki ülke. Bugün iki ülke arasındaki ilişkiler bölgeye model olacak nitelikte. Türkiye’nin başarısı bizim başarımız. Türkiye’deki kardeşlerimizin de, Katar’ın başarısını kendi başarıları olarak gördüğüne yürekten inanıyorum.